| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARI Çocuğun yaşamının ilk beş yılındaki eğitimine de en az beslenmesi veya sağlığı kadar önem verilmeye başlanması, 20. yüzyılın uygar toplumlarının eğitimsel açıdan kanımızca en belirgin özelliklerinden biri olarak kabul edilebilir. Doğumu izleyen ilk yılların gelişmesi ve eğitimindeki öneminin anlaşılması, ailenin görev ve sorumluluklarını da büyük ölçüde arttırmıştır. Okul öncesi dönemdeki çocuğun, öncelikle sağlıklı bir bakım ve beslenmeye ihtiyacı vardır. Bunun yanında anne ve babası ile kuracağı duygusal bağlar, onun neşeli, zevkli, hoş, sevgi dolu bir insan olması yolunda önemli etkenlerdir. Çocuğun okul öncesi dönemdeki çeşitli ihtiyaçlarını karşılayabilmek, bugünkü bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sağladığı imkânlarla artık yalnız başına ailenin başaracağı bir konu olmaktan çıkmış durumdadır. Okul öncesi eğitim kurumları, günümüzde ailelere gerekli eğitim desteğini sağlayan, yol gösteren, sorumluluklarını belirli ölçüde azaltabilecek temel kuruluşlar olarak çok önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Okul öncesi kurumlar, gelişen toplumlarda giderek resmi okul sisteminin bir parçası haline gelirken, devlet, yerel yönetimler, vakıflar, gönüllü özel kişi ve kuruluşlar okul öncesi eğitim kurumu açıp çalıştırmaktadırlar. Böylece çalışan kadının çocuğuna güvenli bir bakım ve eğitim hizmeti sağlanmasına yardımcı olurken; büyük şehirlerin apartman tipi konutlarında, giderek daha fazla çekirdek haline dönüşen aile ortamlarında azalan sosyal ilişki imkânlarını hem çocuğa hem de yer yer anneye sağlamak açısından çok önemli işlevler görmektedirler. Bir okul öncesi eğitim kurumunun ideal nitelikleri genelde o ülkede okul öncesi eğitimin temel amaçları ile çok yakından ilgilidir. Ayrıca çağ nüfusunun genel nüfus içindeki yeri, genel ve yerel bütçeden ne kadar kaynak aktarıldığı, çalışan kadınların sayısı vb. durumlar okul öncesi eğitim kurumlarının niteliklerini ve çalışma şartlarını büyük ölçüde etkiler. OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN AMAÇLARI: Okul öncesi eğitimin evrensel amaçları olarak sayılabilecek görüşler, OMEP’in (Dünya Uluslar arası Okul Öncesi Eğitimi Örgütü) uzun süre başkanlığını yapan, ünlü eğitimci Mialaret tarafından şöyle ifade edilmiştir. Toplumsal Amaçlar:
Geçmişten günümüze bakıldığında, okul öncesi eğitim kurumlarını gerekli kılan nedenler ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte, pek çok ortak sebep de dikkati çekmektedir. Bu sebepler şöyle özetlenebilir:
| |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Site Yetkilisi Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: İzmir Yaş: 31
Mesajlar: 2,270
Tecrübe Puanı: 10 ![]() Rep Puanı : 1 Rep Derecesi :
| Kurumsal okul öncesi eğitim , amaçları gerçekleştirebilecek fiziksel ortam, program, öğretmen ve yönetici niteliklerine sahip olmalıdır. Fiziksel ortam: Okul öncesi eğitim kurumları plânlanırken, çocukların eğitiminde oyunun önemli bir yeri olduğu ve oyunun paylaşma, sırasını bekleme, diğer çocuklarla anlaşma yollarını öğrenebilmek için gerekli olduğu düşünülmelidir. Çocuk serbestçe hareket edebileceği, kendi ihtiyaçlarını yardımsız karşılayabileceği bir mekâna ihtiyaç duyar. Bunlar dikkate alınarak plânlanmış bir okul öncesi eğitim kurumunda, çocukların büyük ve küçük kaslarını geliştirici evcilik oyunları, kitap, sanat, fen ve doğa çalışmalarını yapabilecekleri açık ve kapalı oyun alanları bulunmalıdır. Yemek, uyku alanı ve tuvaletler çocukların ihtiyaçlarına göre plân içinde yerleştirilmelidir. Bunlar dışında depo, öğretmenler için çalışma, toplantı ve dinlenme odaları, sağlık odası, yönetici odası, gözlem odası, veli görüşme odası, oyuncak yapım ve tamiri için atölyenin de bulunması gerekmektedir.
İç mekân, özellikle plânlanmış eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği bir alandır. Bunun için programa uygun olarak çocuğun seçim yapabileceği etkinlik köşeleri hazırlanmalıdır. Bir okul öncesi eğitim kurumunun iç mekânında yer alabilecek başlıca köşeler şunlardır:
Bir okul öncesi kurumda dış mekân ve donanımı çocukların gelişimi yönünden en az iç mekân ve buradaki malzemeler kadar önemlidir. Okul öncesi kurum açmayı plânlayanların, uygun büyüklükte bir bahçenin varlığı kadar, dış mekânda çocukların rahatça ve tehlikesizce kullanabilecekleri, özellikle büyük kas gelişlimi için yararlı araç gerecin yer almasına da dikkat etmeleri de gereklidir. Klasik açık oyun alanında, hareket etmeyen ve genellikle metalden yapılmış kaydırak, tırmanma merdiveni, tahterevalli, salıncak vb. materyaller bulunur. Oysa bunun dışında az yapılanmış, değiştirilebilen oyuncaklar da bulunmalıdır. Bu oyuncaklar arasında; oyun evi, araba, kayık, tren, otobüs, kamyon, kum havuzu, tırmanma ağı, ip, merdiven…..sayılabilir. Program : Okul öncesi eğitim programları, o ülkedeki yaygın eğitim görüşüne ve buna bağlı olarak okul öncesi eğitimle gerçekleştirilmesi düşünülen amaçlara göre şekillenir. Bugün en etkili okul öncesi eğitim programlarının, çocuğun başlattığı etkinliklerine daha fazla yer veren programlar olduğu kabul edilmektedir. İyi ve etkili bir okul öncesi programda, çocuklarla çocuklar, öğretmenlerle çocuklar, öğretmenlerle anne- babalar birbirleriyle sosyal, duygusal ve bilişsel gelişmeyi sağlayıcı bir etkileşim içinde bulunmalıdır. Okul öncesi eğitim programının;
Kreş veya ev programı (0-3 yaş çocuğu olan anneler bu programla çocuklarının gelişimlerini destekleyebilir, riskli çocukları erkenden fark edebilirler.) Anaokulu programı (4-5 yaş) Anasınıfı programı (6 yaş) Program hazırlanırken aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulmuştur: Bu program çocukların gelişimlerinin, gerekli ve yeterli uyaranların bulunduğu bir çevrede daha iyi sağlanabileceği düşüncesinden hareket ederek hazırlanmıştır. Çevre, çocuğun beden, hareket , zihin, dil, duygu ve sosyal gelişimini sağlayacak donanıma ve eğitim iklimine sahip olmalıdır. En az 4 tane faaliyet köşesi gereklidir. Öğretim plânlı- programlı olmalı, ama faaliyetlerin çoğunluğunun çocuklar tarafından başlatılmasına dikkat edilmelidir. Çocuklarda yaratıcılığın, problem çözme, karar verme becerilerinin kazandırılmasına imkân verecek şekilde aktif öğrenme ilkeleri ile yaparak- yaşayarak öğrenme sağlanmalıdır. Faaliyetler düzenlenirken çocuğun, grubun ve çevrenin ihtiyaçlarını dikkate almak gereklidir. Programda ele alınan konular çocuklarda sosyal gelişimi sağlayıcı ve sosyal yönden kabul gören davranışları pekiştirici olmalıdır. Bu açıdan fırsat eşitliğinin sağlanmasına imkân vermelidir. Çocukların Türkçe'yi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilmelidir. Eğitim faaliyeti sevgi, şefkat ve anlayış içinde yürütülmelidir. Çağdaş bir disiplin anlayışı olmalıdır. Belirli sürelerle eğitim faaliyetlerinin sonuçları değerlendirilmelidir, yani faaliyetler bu değerlendirmeler dikkate alınarak plânlanmalıdır. Okul –aile işbirliği çeşitli boyutları ile gerçekleştirilmeye çalışılmalıdır. Tüm faaliyetlerde çocuğun başarabildikleri ile başlamak onda motivasyonu arttırır. Bilgi aktarımı önemli değildir. Önemli olan bilgiye çeşitli yollardan ulaşma yaklaşımının benimsenmesidir. Eğitim ortamı düzenli, ama neşeli, zevkli ve eğlenceli olmalıdır. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Site Yetkilisi Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: İzmir Yaş: 31
Mesajlar: 2,270
Tecrübe Puanı: 10 ![]() Rep Puanı : 1 Rep Derecesi :
| Okul – Aile İşbirliği: Okullar, çağlar boyunca genç kuşakların sistemli eğitiminde, bilgi ve kültürün aktarılmasında son derece önemli rol oynayan, bugün de bu rollerini önemli ölçüde sürdürmekte olan kurumlardır. Kurulduğundan beri genç kuşakların eğitim-öğretimini belirli bir programa göre, uygun metotlarla yürüten okulun bu işlevini yerine getirme biçimi, zamana göre olduğu kadar, ülkeden ülkeye de değişiklik göstermektedir. Günümüz toplumlarında okul, artık yalnızca bilgi aktaran bir kurum da değildir. Okul bir yönden çocuk ve gençlerin hayata hazırlanmalarında ve sosyalleşme sürecinde önemli rol oynarken, aynı zamanda anne- babaların eğitimi konusunda da yardımcı olmak zorundadır. Öğretmenin aileyi yakından tanıması, çocuğu daha kolaylıkla tanıyabilmesinde önemli bir faktördür. Ailedeki disiplin anlayışı, aile üyeleri arasındaki ilişkiler, anne- babanın çocuğa karşı tutumlarının öğretmen tarafından bilinmesi, onun öğrenci de gözlediği çeşitli davranışları anlayıp değerlendirilmesine ve öğrenciyi daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Okul- aile işbirliğinin çocuk, aile, öğretmen ve kurum açısından yararları şöyle açıklanabilir: 1. Çocuk Açısından: Çocuğu, mutlu ve başarılı bir kişi olarak hayata hazırlama, Okul ile ev arasında, çocuğa gösterilebilecek farklı eğitim tutumlarını ortadan kaldırma, Evin devamı olan güvenli bir ortamda daha iyi bir öğrenme fırsatı yaratabilme. 2. Aile Açısından: Çocukların eğitimlerinde kendi rollerinin öneminin farkına varabilme, Çocuğun gelişimine çok yönlü olarak katkıda bulunabilme, Bu konuda kendine güven duyabilme, Kendi ilgi, yetenek, becerilerinin farkına varabilme, Çocuklara duydukları saygının artması, onları birey olarak görebilme, Çocukla sağlıklı bir iletişim kurabilme, Zaman ayıramamaktan dolayı duydukları suçluluk duygusunu yok edebilme, Yeni beceriler kazandırabilme. 3. Öğretmen Açısından: Programını daha kolay gerçekleştirebilme, Sağlıklı bir sonuca ulaşabilme, Sağlıklı bir iletişim sonucu çocuğu kolayca tanıyabilme ve problemleri çözebilme. Sorumluluklarını paylaşabilme, Hedeflere ulaşabilme Kurum Açısından: Eğitimin sürekliliğini sağlayabilme, Çocuğun çok yönlü gelişimine katkıda bulunabilme, Amaçlarına daha kolay ulaşabilme, Eğitimde fırsat eşitliğini sağlayabilme, Eğitimin kalitesini arttırabilme, Sorumluluklarını paylaşabilme. Okulun da anne- babanın da amacı, çocuklara daha iyi bir eğitim ortamı yaratmak olduğuna göre; okul ve aileler arasında sağlanacak işbirliği, okulun, çevrenin imkânlarından da yararlanarak, daha iyi, daha zengin bir eğitim ortamı haline gelmesinde büyük katkı sağlayacaktır. Öğretmen- aile ilişkisinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır: Aile: Okulda çocuğun güven içinde olduğundan emin olmalıdır, Öğretmenin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olacağını bilmelidir. Okuldaki disiplin tutumu ve program hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Öğretmen: Anne- babanın çocuk için çok önemli kişiler olduğunu bilmelidir. Çocuğu daha iyi tanıyabilmek için aileden doğru bilgi almada ailenin güvenini kazanmalıdır. Çocuğun öğretmene olan yakınlığını her zaman anlayışla karşılayamayabilir. Öğretmenin buna dikkat etmesi gerekir. Programın Değerlendirilmesi: Hangi tür öğrenme programı uygulanırsa uygulansın, uygulama programının gruptaki tek tek bireyler veya grubun bütünü tarafından ne ölçüde özümlendiğinin, kavranıldığının değerlendirilmesi de en az programın kendisi kadar önemli bir konudur. Böylece programın hazırlanmasında belirlenen hedeflere ne kadar yaklaşıldığının tespit edilmesi mümkün olabilir. Değerlendirme, öğrenme programının uygulandığı öğrenci grubunun yaşına, bulunduğu eğitim kurumuna, uygulanan programın amaç ve hedefleri ile içeriğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Örneğin, ilk ve orta dereceli okullarda yapılan sözlü ve yazılı sınavlar, öğrencinin sınıfta, belirli bir müfredat programı içinde yer alan bilgileri ne ölçüde öğrendiğini ölçmek, bilginin kazanımı doğrultusunda grup içinde bir sıralama yapabilmek için kullanılmaktadır. Hendrick, değerlendirme yapmanın avantajlarını şöyle sıralamaktadır:
Okul öncesi programların değerlendirilmesinde nedenler kadar önemle üzerinde durulması gereken başka boyutlarda vardır. İyi bir öğretmenin doğru ve objektif bir değerlendirme yapabilmesi için bu değişik boyutlar hakkında da bilgi sahibi olması gerekir. Curtis, değerlendirme ve kayıt tutma ile ilgili görüşlerinin ortaya koyarken, değerlendirme nedenleri dışında bilinmesi gerekenleri şu şekilde sıralamaktadır: 1.Neler değerlendirilmelidir? 2.Değerlendirme nasıl yapılmalıdır? 3.Değerlendirme ne sıklıkta yapılmalıdır? |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Site Yetkilisi Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: İzmir Yaş: 31
Mesajlar: 2,270
Tecrübe Puanı: 10 ![]() Rep Puanı : 1 Rep Derecesi :
| Curtis’in sorularından yola çıkarak bilinmesi gerekenler şöyle açıklanabilir: 1.Neler değerlendirilmelidir? Bir okul öncesi kurumda, çocuklar hakkında hangi tür bilgilerin kaydedileceği ve bunların ne kadarının daha sonra görev alacak olan öğretmene aktarılacağı önemli bir konudur. Bu nedenle öğretmenin herhangi bir değerlendirme için not alırken, çocuğu daha iyi tanıyabilmek ve programın verimini ölçebilmek açısından hangi tür bilgilere ihtiyacı olduğunu bilmesi ve notlarını buna göre alması gereklidir. 2.Değerlendirme nasıl yapılmalıdır? Öğretmen uyguladığı programın sonuçlarını görebilmek için çeşitli değerlendirme yöntemlerinden yararlanabilir. Yaygın olan değerlendirme türleri şöyle sıralanabilir: Standardize Testler: Bu testlerin kullanımı oldukça güçtür. Her öğretmenin bu ustalığa sahip olması imkânı bulunmadığı gibi, öğretmenin test veren kişi rolünü alması da doğru olmayabilir. Davranış Değerlendirme Listeleri: Hazır listeleri işaretleyerek yapılan değerlendirme hem daha az zaman alır hem bireyin kendi kendisi ile hem de grubun bütünü ile mukayesesine imkân verir. Ancak burada da, değerlendirme listesinde yer alan kavramların öğretmenler tarafından aynı şekilde anlaşılabilmesi için açıklanması gereklidir. Gözlem: Okul öncesi değerlendirmede son derece değerli bilgiler sağlayan, ancak kaydedilmesi oldukça uzun zaman ve emek isteyen bir yöntemdir. Öğretmenin belirli aralıklarla önceden değerlendirmeye alacağını tespit ettiği davranışları, her çocuk için hazırlanacak özel bir gözlem dosyasına kaydetmesi şeklinde yapılır. Değerlendirme ne sıklıkta yapılmalıdır? Bu soru, öğretmenin değerlendirme işine ne kadar zaman ayırması gerektiğini de ortaya koymaktadır. Aslında programın uygulanışı gibi değerlendirilmenin yapılması da bir süreklilik göstermelidir. Değerlendirme, programla iç içe olan bir etkinliktir ve eğitimsel program uygulayan her okul öncesi kurumda en az programın kendisi kadar gereklidir. Öğretmenin neyi, niçin değerlendireceğini bilmesi kadar, hangi yöntemle ve ne kadar sıklıkla değerlendirme yapacağını da bilmesi gereklidir. Bunun yanında yaptığı değerlendirmeleri, gerekli açıklamalarla veli ve yöneticilere aktarabilmelidir. Ayrıca bu değerlendirmeleri kendini yenilemek, program ve uygulamada yapacağı değişiklikleri ve yenilikleri belirlemek için de kullanabilmelidir. Bu da, öğretmenin çoğunluğunu mesleğe hazırlık öğrenimi sırasında kazandığı ve zaman içinde geliştirdiği bilgilerle gerçekleşebilir. PERSONEL: Her kurumda olduğu gibi okul öncesi eğitim kurumunda da yönetenler ve yönetilenler vardır. Her ne kadar bu kurumlarda ilişkiler yönünden başka kurumlara benzeyen hiyerarşik bir yapı bulunmasa da, her çalışanın kendi görev ve sorumluluklarını bilmesi, buna uygun olarak davranışları gösterebilmesi önemli bir durumdur. Bir okul öncesi kurumda temelde aşağıda sayılan 3 farklı konumda personel vardır: Yönetici: Okul örgütünün amaçlarını gerçekleştirecek, yapısını yaşatacak ve havasını koruyacak elemanların lideri olan okul müdürüdür. Okul yöneticisi ancak okuldaki diğer elemanlar tarafından kabul edilir ve benimsenirse liderlik statüsü kazanabilir. Okul öncesi yöneticisinin görevleri şöyle özetlenebilir:
Okul öncesi öğretmeni, annesinden belki de ilk defa gün boyu ayrılmak durumunda olan çocuğun karşısına çıkan kişidir. Çocuk için öğretmen, hem öğreten hem eğiten hem de seven, dostluk gösteren, kısacası günün büyük bir bölümünde kendisinin ve arkadaşlarının ihtiyaçlarını yerine getirmek için çalışan bir insandır. İyi bir anaokulu öğretmeninin en belirgin özelliği sakin ve sabırlı olmasıdır. Okul öncesi eğitim işi tüm eğitim görevlerinde olduğu gibi para kazanmak zorunluluğu ile yapılacak bir görev değil, severek, istenerek seçildiğinde verimli ve başarılı olunabilinecek bir meslektir. Okul öncesi öğretmeninin öncelikle sahip olması gereken özellikler şöyle sıralanabilir:
Bir okul öncesi kurumuna personel seçiminde yönetici ve öğretmen kadar diğer personelin de çocuklar için çok önemli olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bir okul öncesi kurumdaki diğer çalışanlar ve nitelikleri aşağıdaki şekilde gruplanabilir: Yardımcı Personel (aşçı, temizlik sorumluları, şoför…): En az ilkokul mezunu olmalı. Türkçe'yi doğru ve güzel konuşmalı, sağlıklı ve temiz bir görünüme sahip olmalı, esnek, sevecen, neşeli, hareketli, sorumluluk sahibi, dürüst, işini bilen, saygılı olmalıdır. Psikolog- rehberlik uzmanı: öğretmenler ve yönetimle işbirliği içinde olabilmeli, çocuk psikolojisi, okul- aile işbirliği, yetişkin psikolojisi konularında bilgili olmalı, gözlem yapabilmelidir. Doktor- hemşire: Çocuk sağlığı ve ilkyardım konularında bilgili olmalıdır. Daimi çalışmasa da en az haftada bir kez çocukları muayene etmeli ve hasta çocukları takip etmelidir. KAYNAKLAR
|
| | |
![]() |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Okul Öncesi Eğitim Yönetmeliği | YitiK | Okul Öncesi Etkinlikler | 5 | 03-10-11 14:22 |
| Okul Öncesi Eğitim Slaytları | YitiK | Okul Öncesi Etkinlikler | 18 | 28-03-11 20:05 |
| Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik | YitiK | Kanun ve Yönetmelikler | 1 | 06-09-08 15:05 |
| Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliği | YitiK | Kanun ve Yönetmelikler | 0 | 16-10-07 14:00 |
| Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik | YitiK | Kanun ve Yönetmelikler | 0 | 16-10-07 13:59 |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| okuloncesi egitim kurumlari |
| Seçenekler | |
| |