| | #1 (permalink) |
| Etik Günü Bir ülkede etik değerlerin oluşup kök salmasında birinci derecede etkili etmen bireyleri kültürlü uygar insanlar yapmayı amaçlayan eğitim düzeyleri. Ülkemiz açısından içine düştüğümüz olumsuz çarpıcı bir örnek her düzeyde eğitimi bir yabancı dilde yapma çabaları. Kendi anadilinde yapılan eğitimin önemine dikkat çekenlerin yadırgandığı bir düzeye kadar bu olumsuzluğu getirmiş bulunuyoruz. Etik değerlere özen gösterilen ülkelerde hiç kimse kendi ana dilinden bu derece vazgeçmiş gözükmüyor. Üstelik hem kendi diline hem de başkalarının anadiline saygıyı önemli bir etik değer sayıyor. Bizim toplumsal olarak bugün karşı karşıya bulunduğumuz sorun, toplumsal yaşantımızdaki gelişmelerin toplumun geneli için geçerli olacak değer yargılarını oluşturamamış olması. Biz cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan Atatürk devrimlerinin yaşamımıza soktuğu değer yargılarına güveniyoruz ve geçerliliğini koruduğuna inanıyoruz. Evrensel düzeyde geçerli olan değer yargılarına dayanan Atatürk ilke ve devrimlerini, teknolojik gelişmelerin günümüzde yaşattığı toplumsal dönüşümler bile eskitememekte. İnsanoğlu, varoluşuyla birlikte, "ahlâkilik kaygısını" içinde taşımıştır. Kendisini "iyi" ve "kötü" olana dair sorgulamalara tabi tutarak, bunların "ne" olduğu sorusunun cevabını aramıştır. İşte bu aşamada ahlâkilik problemi ile karşılaşmıştır. Çevresinde gördüğü insanlar ve etrafındaki fizik nesnelerle ilişki kurarken karşılaştıklarının, bir takım değerlerle anlam taşıdığını görmüştür. Bu değerler de o insanın ahlâkî kodlarını belirlemiştir. Değerlerin dikkate alınmadığı anlarda, farklı eylem imkânlarıyla karşılaşıldığı zaman, neyi yapmanın doğru olacağına dair çeşitli ikilemler içerisine girilmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu ikilemlerin tabiî bir sonucu olarak da doğru ve iyi olana dair çeşitli tasavvurlar ileri sürülmüştür. "Doğru" ve "iyi"nin "ne" olması gerektiğine dair bilgiler insanlığın ilk kültürel bulgularına kadar götürülebilir. Çeşitli kabartma resimler, destanlar, yazılı taşlar ve yazılı eserlerde buna dair motifler vardır. "İyi"nin "ne" olduğu üzerinde durarak diğer insanlara öncülük eden en önemli kişiler hiç kuşkusuz filozoflar ve peygamberlerdir. Filozoflar, felsefenin tabiatı gereği "iyi"nin "ne" olduğunu tartışmakla beraber somut davranış biçimleri vermekten kaçınmışlardır; peygamberler ise, iyinin ne olduğu üzerinde durarak, insanlara "model davranış biçimleri" sunmuşlardır. Peygamberler bu misyonlarını vahiy ve vahyi açıklayıcı sözler yoluyla yerine getirmişlerdir. Son peygamber Hz. Muhammed (asm) "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim." diyerek hayatın bütün alanlarını kuşatan bir değerler sistemi sunmuştur. Aynı problem bugün de insanlığı meşgul etmektedir. Teknolojinin gelişmesi ve sosyo-ekonomik hareketliliğe bağlı olarak daha karmaşık hale gelen gündelik hayatlar, "iyi"nin "ne" olduğu sorusunu cevaplamayı daha da zorlaştırmıştır. İnsanlık, hayatın değişik alanlarında, bu soruya doğru cevaplar bulabilmek için "etik kodlar"a ihtiyaç duymuştur. Bilim adamları, mühendisler, siyasetçiler, hukukçular, tüccarlar, doktorlar, iş adamları ve meslek odaları yaşadıkları problemleri çözebilmek için bir değer yargıları sistemine dayalı teamüller oluşturmuşlardır. Bilgisayar alanında, internet kullanımında, enformasyon teknolojisinde, şirketlerin rekabet alanında ahlâka uygun olanla olmayan bilinmek istenmiştir. Selami TÜRKMANİ | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: ankara Yaş: 28
Mesajlar: 1,896
Tecrübe Puanı: 6 ![]() Rep Puanı : 41 Rep Derecesi :
| - Etik Haftası Üzerine - Dünya değerlere koşuyor. Kimileri değerleri metada bulurken kimileri de onu gönüllerde buluyor. İnsan değerlere koşuyor. Bu koşuş iyi ve kötünün mücadelesi, bu koşuş iyide kişinin kendisini bulması, bu koşuş maddiyatın asıl değerine kavuşması. Zaten iyi ve kötü mücadelesi aynı zamanda bir varlık mücadelesi idi! Goethe Faust adlı eserinde onu buluyordu. Mefisto dize geliyordu satırlarda. Filibeli Ahmet Hilmi Amak-ı Hayalle bir başka oluyordu. İyiler onunla huzura kavuşuyordu. İyiler ve kötüler saf saf ayrılıyorlardı. Oluklar çiftti birinden nur akıyordu diğerinden ise kir. Kalpler iyi ve kötü arasında. Tercihler erdemli olma adına. Hep iyilik soluklanmalıydı. Etik yolunda küheylan gibi koşulmalıydı. Etik et ve kemik değildi sadece. O kafa ve ruhun aşkıydı. Madde ve m*****n izdivacıydı. Etik yaşanmalı idi ve asıl olanı yani iyi olan değerleri hayata hayat kılmaktı. İyiyi yaşayanlardan olunmalıydı. Davranışlara bu iyilik elbisesi giydirilmeliydi. Ve bu elbisenin kirlenmemesi için yaşama özenle ve etikçe anlam verilmeliydi. Peki ya kötülük; Kötülük özden uzaklaşmaktı. Çünkü o, gazap, gayz, haset solukluyordu. Onun bulunduğu topraklar çoraktı, kuraktı. Kara bulutlar vardı. Ancak bu bulutlar merhamet yağmurlarına değil ebabil kuşlarına gebe idi. Havada birliktelik soluklanmıyordu. Bu toprakların sakinleri için temel anahtar kelimeler ego, ene ve hep bendi. Her şey ben içindi. Ve her şey saman alevi gibi kaybolup gidiyordu. Topraklar bereketten nasibini alamıyordu. Onlar etikçe yaşayanlar gibi akıllarda belleklerde ve daha da önemlisi gönüllerde yaşamıyordu. Onların kaderi yok olmaktı, unutulmaktı. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: ankara Yaş: 28
Mesajlar: 1,896
Tecrübe Puanı: 6 ![]() Rep Puanı : 41 Rep Derecesi :
| İyi değerlerin kötü ile mücadelesinde iyi kazanacaktı. İyi değerlerin temsilcileri bir ressam gibi gönül tuvaline en güzel biçimleri ve şekilleri resmediyorlardı. Bu resim için en güzel renkleri kullanıyorlardı. Ve tuval o kadar güzelleşmişti ki görenler ona hayranla bakıyordu. Bu resim neden bu kadar güzeldi. Çünkü fırçalar iyilik darbelerini vurarak hatları belirliyordu. Bu darbelerle fedakarlık dağ oluyordu. Dağlarda şecaat vardı. Onlar vakur idi. İşi doğru yapmanın huzuru ile başları hep dikti. Çünkü onlar bu yüce dağ mak***** şeref veriyorlardı. Bu makamdan şeref almıyorlardı. Merhamet toprakta kendini buluyordu. Ağaçlar birliktelik solukluyordu. “Ağaç gibi tek ve hür orman gibi kardeşçesine” şiirini terennüm ediyorlardı. Ağaçların dalları eğikti. Çünkü meyveler hem mütevazi hem de olgun idi. Kuşlar en güzel nağmeleri söylüyordu, çünkü diyalog ve tolerans yansımıştı bu nağmelere. Gökyüzü engin maviliği ile kapsayıcı idi. Bu gökkubenin altında herkes kendini huzurlu hissediyordu ve adalet içinde yaşıyorlardı. Lonca sisteminin kurucuları gibi ahice yaşıyorlardı. Irmaklar ahenk içinde ağlarcasına akıyorlardı. Fakat bu ağlama sevgi içindi, çorak gönülleri yeşertmek içindi. Tuvalin her objesi o kadar uyumlu idi ki kimse ben demiyordu yalnızca biz diyordu. Bu tuvale yansıyan memleket bizim olmalıydı. Aşk ile iştiyakla bu memleketi korumak gerekirdi. Memleket içinde yaşayan insanlar da elinden belinden dilinden emin olunan insanlar idi ancak yine de dış müdahalelere karşı güvenlik tedbirleri iyice alınmalı idi. Bu memlekete kötü değerler girmemesi için sınır taşları koyulmalı idi. Ve tuvalin şekli böylece verilecek ve şahane bir resim ortaya çıkacaktı. Şimdi sıra onu tüm resimlerin sergilendiği gönüller sergisinde göstermekti. Sergiye katılanlar bu resmi görmekten kendilerini alamadılar. Herkes bu resmin güzelliğinden bahsediyordu. Sergiye katılanların arasında kötü değerlerin temsilcileri de var idi. Onlar da lal kesilmişti bu resim karşısında. “Acaba bu tuvalin yansıdığı tablonun etiket fiyatı ne olmalı diye” sürekli olarak ressamı soru yağmuruna tuttular. Gönül ressamı ise bu sorulardan hiç bıkmadan sadece şunu söylüyordu; “Etiket değil etik.” Ahmet Kayacık |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: ankara Yaş: 28
Mesajlar: 1,896
Tecrübe Puanı: 6 ![]() Rep Puanı : 41 Rep Derecesi :
| Etik Günü Niçin Kutlanıyor? 25 Mayıs tarihi bütün dünyada etik günü olarak kutlanmaktadır. Bizim kültürümüze kavram ve çerçeve olarak farklı olan bu terim son yıllarda ülkemizde de önem kazanmış bulunmaktadır. Bu günün ne anlama geldiğini ve niçin kutlandığını bilmek için öncelikle kısa bir sözlük çalışması yapmak yararlı olacaktır. Kelime anlamıyla ‘etik’ Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir, özgün Yunanca kullanımı ‘Etika’dır, tıpkı politika (siyaset bilimi), poetika (şiir kuramı), gibi. Felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışı doğrudan ayırt edebilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışmaktadır. Bu yönüyle, kendine ait kuralları olsa da, halen de tartışılarak gelişen bir daldır. Farklı kelimelerle ifade edilen değişik kültürlerde etik kavramı elbette mevcuttur. Nitekim Eski Yunanda olduğu kadar Çin Uygarlığında da Etik tartışılan bir konudur. Bizim kültürümüzde ise daha çok ‘ahlak’ kavramı merkezli bir etik alanı vardır. Ancak Yunan Felsefesi Etik alanını kelime ve düşünce olarak kuramsallaştıran Felsefe olarak bilinmektedir. Nitekim Etik kavramının bütün dünyada kabul edilen ortak bir kavram olması da bunu göstermektedir. Ancak tarihsel süreçte uygulama bakımından sistematik etik uygulamalarının Selçuklu Medeniyetinin unsurlarından olan Ahilik örgütünde görüldüğünü belirtmek gerekir. Bilindiği gibi Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu'da yaşayan Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma ilkeleri ve usullerini oluşturan, çok yönlü bir sosyo-ekonomik Türk kurumudur. Ahi Örgütüne üye olan esnaf ve sanatkarların uymaları gereken bir dizi ahlak ve iş kuralları vardı. Uyulmaması durumunda ağır cezalar da öngörülmüştü. Etik alanı öylesine geniş bir konudur ki, bazen ne olduğu veya ne anlama geldiği konusunda sağlıklı bir bütünlük de sağlanamayabilir. Günümüzde farklı etik alanlar bulunmaktadır: Kürtaj, yasal ve ahlaki meseleler, Hayvan hakları, Biyoetik, İş etiği, Kriminal adalet, Çevresel etik, Feminizm, İnsan hakları, Gazetecilik etiği, Tıbbi etik, Teknolojik etik, Faydacı etik, Faydacı biyoetik, vb. Bunların yanında, farklı açılardan ele alınan etik başlıkları da söz konusudur: meta etik, normatif etik ve uygulamalı etik (yukarıda sayılanlar uygulamalı etik’in alt başlıklarıdırlar. Yunan Felsefesinin Arapça tercümeleriyle birlikte Müslüman dünyasında da Yunan tarzı çalışmalar görülmektedir. Erdem etik’i denilen alan daha çok Müslüman dünyasında ilgi görmüş ve geliştirilmiştir. Yakın çağda bilim ve teknolojinin ilerlemesi, devlet kurumlarının aşırı güç kazanması vb. nedenler etik ilkelerinin oluşturulması ve benimsenmesini gerekli kılmıştır. İlk uygulamalı etik değerlerin tıp, genetik, vb. alanlarda konuşulmaya başlanması ilgi çekicidir. Çünkü diğer insanların üzerinde belirli bir etkileme gücüne sahip kişi veya meslek gruplarının endi iç denetimlerinin olması zorunlu hale gelmiştir. Aksi takdirde, diğer insanlara büyük zararlar verilmesi riski saptanmıştır. İlk önce Batı dünyasında bilgi ve gücü iç denetime kavuşturmak için etik kuralları oluşturulmaya başlanmıştır. Bu etik kuralları, bazen yasa gücünde bazen de bir meslek grubunun iç denetim ilkeleri olarak ortaya çıkmaktadır. Her iki durumda da, Etik Değerler/ kurallar bir başka insana ve topluma karşı iç sorumlulukları içermektedir. |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: ankara Yaş: 28
Mesajlar: 1,896
Tecrübe Puanı: 6 ![]() Rep Puanı : 41 Rep Derecesi :
| Ancak bu alanda tam bir başarı sağlandığını söyleyebilmek zordur. Zira insanoğlunun iyi ve kötü tarafının da gelişimi sonsuzdur. Etik değerlerin hatırlatılması, bir bilinç oluşturulması için de 25 Mayıs tarihi Etik Günü olarak kabul edilmiştir. Halen Etik değerlerin çiğnenmesi durumunda – çoğunlukla bu değerler çiğnenmektedirler- öngörülen vicdani cezalar son derece yetersizdir. Hukuki cezalar ise son derece edilgen, karmaşık ve her zaman kamu vicdanını tam tamir edici değildir. Zaman içerisinde Etik Değerlerin, bir tür Etik Yasalar haline dönüştürülmesi de sanırım bundan kaynaklanmaktadır. Fakat bu durumda da Yasaları koyan ve uygulayanların ahlaki davranmaları ihtiyacı yok mudur? Bu gün dolayısıyla – veya alan uzmanlığı itibarıyla- araştırma yapanların Etik /İnsan ilişkisi ve Ahlak üzerinde de durmaları bu yüzden bir gerekliliktir. Zira Yunan Felsefesi ve Batı Uygarlığı, kuramsal ve hukuki açıdan çok gelişmiş olmakla birlikte, insan öğesine yeterli değeri verebilmiş değildir. Bizim kültürümüzdeki ve inancımızdaki ahlak anlayışı ise hala tarihin derinliklerinden tam olarak bugüne taşınabilmiş değildir. Taşkın Tınaz |
| | |
![]() |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tıbbi etik ve meslek tarihi | burcusahanci | Belirli Gün ve Haftalar | 0 | 25-09-10 17:55 |
| Genetik Biliminin Ulaştığı Nokta ve Etik | tugba | Bilim - Fen ve Teknoloji Kulübü | 4 | 04-03-09 16:57 |
| Öğretmenler Günü | YitiK | Her Telden ;) | 1 | 25-11-07 16:22 |
| süt günü | tugba | Sınıf Öğretmenleri | 1 | 02-11-07 20:22 |
| Anneler GÜnÜ | tugba | Belirli Gün ve Haftalar | 0 | 18-10-07 19:07 |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| etik, gunu |
| Seçenekler | |
| |