| | #1 (permalink) |
| TEMEL ALIŞKANLIKLARIN KAZANDIRILMASI Alışkanlıklar,zamana,yönlendirmeye,özelliklede tekrara bağlı olan kazanılmış davranışlardır. Alışkanlıklar bireyin yaşadığı doğal ve toplusal çevreye uyumunu sağlayan davranışlardır. Bir alışkanlığın bir kez kazanıldıktan sonra düzeltilmesi çok güç bazen de olanaksızdır. Kazanılmasına temel oluşturan davranışlar çocuğun doğumu ile başlar,okul öncesi ve ilkokul dönemlerinde pekişmeye devam eder. Anne çocuğumu zamanında doyurmuyor,altı ıslandığı veya bir yeri ağrıdığında onu rahatlatmak için hemen harekete geçmiyorsa tüm bu tutum ve davranışlar çocuğun diğer insanları ve dış dünyayı olumsuz biçimde algılamasına yol açabilir. Alışkanlıklar,öncelikle çocuğun içinde bulunduğu dış çevre uyaranlarından aldığı etkileşimlere dayalı olarak kurulan davranış örnekleridir. Okul öncesi dönemde çocuğa kazandırılacak temel alışkanlıklar özellikle uyku,yemek,tuvalet ve temizlik alışkanlıklarıdır. Uyku Pek çok anne çocuklarının belirli bir saatte yatmak istememelerinden şikayetçidir.Böyle bir durumu olan annelere yapılacak en uygun öneri her şeyden önce kendilerinin zaman fikrine sahip olmalarını gerekliliğidir. Tüm alışkanlıkların kazanılmasında esas olan ve bireyin yaşamındaki disiplin kaynağını oluşturulan tutarlılık,iyi uyku alışkanlığının kazanılmasında da en önemli rolü oynar. Uyku zamanı,genelde tüm çocuklar,özellikle de sinirli,aşırı hassas ve duygusal çocuklar için oldukça güç bir zamandır. Çocuk uyursa annesinin kendisini terk edeceğini veya okulda unutulacağını düşünerek uyumamak için direnç gösterir, Çocukla ilişkileri bozacak ceza ve tartışmalara gitmek yerine ona güven verici bir biçimde yaklaşılması,olumlu davranış örneklerinin yerleştirilmesinde yararlı olabilecek bazı temel noktalardır. Yemek yeme Beslenme, çocuğun ilk temel gereksinimlerinden biridir. Annenin çocuk ağladığında ona cevap vermekte gecikmesi, tam bir işe başladığı sırada işinden alıkonulduğu için kızması ve bunu belli eden bir ses tonu ve davranış sergilemesi veya düzenli bir programla değil, canının istediği zaman yada çocuk her ağladığında onu beslemesi, daha sonraki dönemlerde olumlu yeme alışkanlığının oluşmasında sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Beslenme konusunda önemli olan çocuğun her yiyeceği yemeğe zorlanmasından çok ihtiyacı olan her tür besini yemesini sağlamasıdır.annenin aynı besin değerine sahip olan yiyecekler arasından çocuğun sevdiklerini seçmesi ile çatışmalara neden olmadan kolayca çözümlenir. Annelerin akılda tutması gereken en önemli nokta çocukların ihtiyaçları kadar yiye bilecekleri gerçeğidir. Uzmanlara göre çocukta kötü yeme alışkanlıklarının oluşumunu önlemek için bazı temel noktalara dikkat edilmesi uygun olur bu temel noktalar; çocuk kaşığı tutup ağzına götürdüğü andan itibaren kendi kendine yemesi için teşvik edilmelidir. Yemek zamanı oyun haline getirilmemelidir. Çocuğa verilecek tüm yedek besinlerin gerçek yemek saatlerinden uzak zamanlarda verilmesine özellikle dikkat edilmelidir. Lee, çocuğun bu konudaki ihtiyaçlarını şöyle sıralamaktadır.
Normal bir çocuk ikinci yaşa doğru idrarını kontrol etmeyi başarmaya başlar. Büyük tuvaletin kontrolü ise dört yaşlarında gerçekleştirilebilir. Annesi tarafından çok erken yaşta aşırı bir titizlikle ve çok kerede çeşitli cezalarla temiz kalmaya zorlanan çocuklar, bunu güç de olsa başarsalar bile duygusal olarak daha sonraki dönemlerde taşınabilecek birtakım yaralar alabilirler. Çocuğun başlangıçta olumlu bir biçimde kazandığı alışanlıklarında birden bire değişmelerin ortaya çıktığı gözlenebilir.örneğin; 5 yaşındaki küçük bir kız, aileye yeni bir kardeşin gelmesinden sonra altını ıslatmaya başlayabilir. Sağlıklı bir aile ortamında, zorlanmadan temel ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan uygun davranışları kazanabilmeyi başaran çocukların, gençlik döneminin sorunlarını da daha kolay çözümleyebildikleri gözlenmiştir. | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2011 Yaş: 38
Mesajlar: 1
Tecrübe Puanı: 0 ![]() Rep Puanı : 1 Rep Derecesi :
| Alışkanlıklar, insan yaşamının özellikleridir. Hiç kimse kendisine zararlı veya yararlı diyerek alışkanlık edinmez. Bu davranış yapısı, genel anlamda kişilik oluşumunda rol almaktadır. Çocuk dünyaya hangi ana ve babadan geliyor, hangi ortamlarda yaşıyorsa, hayat tarzı ve yaşam şekli olarak, o tür alışkanlıkları tercih edecek demektir. Daha alışkanlıkların doğru veya yanlış kararını verecek çocukluk yaşında alışkanlık oluşuyorsa, buna geleneksel alışkanlık denmektedir. Daha sonra bunları sorgulama ve değişme imkânı olamayacaktır. Aslında insanların hemen hepsi alışkanlıklarının peşinde ömürlerini devam ettirirler. Genelde doğruluk ve yanlışlık sorgulanamaz. İnsanlar yönetim tarzlarını oluştururken de, kendi yaptıklarının sorgulanmaması için anayasalarına madde koyarlar. Elbette doğru tektir. Bu kadar insanın farklı görüşlerde olması, farklı kişiliklerden kaynaklanmaktadır. Psikiyatride behaviorizm denilen edinilmiş davranışlar ile bir şeyleri açıklamaya çalışılmışlardır. Ancak sadece alışkanlıklar ve öğrenilmiş davranışlar kişiliği oluşturmaz. Davranışlar bazen tepkisel ve tam zıt olumsuza yönlenebilir. İki uçlu bozukluk denilen hastalıklarda, birbirine taban tabana zıt davranışlar gösterme sebebi bundandır. İnsan diğer davranışları sınayabilir. Denediği davranışlar, protester tavırla başlarken bir anda alışkanlık haline geçebilir. Alkol ve uyuşturucu alışkanlıklarının temelinde ya rasgele ya protesto tavrı ile başlayan hareket daha sonra alışkanlık haline geçen bağımlılık söz konusudur. Bedensel olarak bazı maddelere insan vücudunun tolerans göstermesi durumunda alışkanlık yapabilecek maddeler belirmektedir. Tolerans ne demektir? Tolerans makine ve mühendislikte malzemenin sıcaklık ve basınç gibi dış etmenler ile oluşturacağı, alt üst sınırlar demektir. Bu farklılıklar kullanılan malzemeler arasında uyumsuzluk doğurabilir. İnsan bedeninde de aynı durumlar söz konusudur. Kullanılan madde dolayısıyla, vücudun belli bölgesinde aşırı akım çekilmesi, diğer sistemlerden çalmaya ve onları bloke etmeye yönlenir. Çalınan şey enerji olduğundan bunun alışkanlık yapması daha kolaydır. Böylece diğer sistemlerin önüne geçmeye çalışan yapıyı doğurur. Hak ve adalet duygusu, her maddenin özünde vardır. Enerji dağılımları arasında da buna dikkat etmek gerekir. Alkol ve uyuşturucu alışkanlıklarının en önemli sıkıntısı aynı etkiyi sağlamak için devamlı artan dozda madde gereksinimi olmasıdır. Bu istek sınır tanımamaktadır. İnsanda tolerans oluşturan maddeler, kişinin yaşamı için gerekli maddeler olmakla beraber zevk ve eğlence amacıyla alınan maddeler olabilir. Mesela insanın ve canlının yaşamı için mutlaka yemek yeme ihtiyacı vardır. Yediği yemekten meydana gelen enerji, o kişinin yaptığı ve yapacağı işlerin potansiyelini oluşturur. Yani insan yemekten meydana gelen enerjiyi aynı gün içinde harcamazsa, uzun vadede kilo alımları ve şişmanlıklar oluşacak demektir. Bu sebeple birçok insan obezite ve şişmanlık belası ile mücadele ve para harcamaktadır. Günlük anlamda enerji noksanlığı ve az gıda alımı ise, zayıflık ve kaşeksi denilen zayıflıklara yol açmaktadır. İnsan yemek yemekten zevk almaya başladığında o alışkanlık olduğunda fazlaca gıda alması dolayısıyla şişmanlık oluşmaktadır. Bazen de yeteri derecede gıda alımı olmakla beraber, yüksek tüketim dolayısıyla zayıflama olmaktadır. Gıdaların bedende tutulabilmesi için mutlaka onun elektromanyetik özelliğinin olması gerekir. Elektromanyetik anlamda boş olan gıdaların bedene faydalı olabilmesi mümkün olamayacaktır. Alışkanlıklar ile sevmekte karıştırılmaktadır. Sevmek ve istemek ayrı bir hadisedir. Sevmeyi hiç tatmamış insan alışkanlıklarını sevmek olarak niteleyebilir. Bazı insanlar vardır gıdaları alma şeklinde, küçükken yaşadığı bir duygu dolayısıyla yemeği sevmediğini ifade eder. Bu yanlış bir sözcüktür. Yemeğin sevmesi veya sevmemesinden öte aldığı lezzete karşı alışkanlık meydana gelmesi hususunda sevdiğini ifade etmektedir. Burada yemeği sevmenin veya sevmemenin ölçüsü nedir. Yemek acaba sizi sevme yeteneğine sahip midir? Çünkü sevmek karşılıklı olmalıdır. Yani karşılık almayacağınız sevgiyi genelde göndermezsiniz. Sevmek genelde beklentiler ile beraber hayat bulmaktadır. Karşılık veremeyecek hiçbir sevgi, sevgi olma özelliğini taşımaz. Belki karşılığı bulunamayan sevgiler olabilir. Bu durumda bile sevgi beklentisi devam etmektedir. Sevginin olmadığı durumlar ise alışkanlıklar olarak nitelendirilir. İnsan her türlü alışkanlığa çabucacık alışmakta ve ünsiyet kazanmaktadır. Elbette bu tür insani alışkanlıklar genelde Güleryüz tatlı dil ile gelişebilmektedir. Düşmanca hislerin körüklendiği bir ortamda yani yaşamını egoizm olarak değerlendirilenler arasında kavgalar ve sürtüşmeler kesinlikle bitmeyecektir. Eğer insan olarak kendi kusur ve kabahatlerinize bakmayarak başkalarının kusurlarını görüp eleştirisel tarzda yaklaşırsanız, o insanların sizi dinlemesi ve hatta sevebilmesi yerine düşman kazanmış olursunuz. Âşık ve sevgili alışkanlıklarından öte kalbinde yaşadığı güzelliği talep etmekte istemektedir. Sevgi ve aşk alışkanlıklardan daha ileride tutku ile bağlanmaktır. Eğer tutku ve yanmak düzeyinde birilerine bağlanırsanız herhangi sebeple ondan kopamazsınız. Ondan kopabilmenin kuralı başka bir şeye ondan daha fazla bağlanmaktır. Genelde sevgi ve aşkı bulamayan insanlar, bazı alışkanlıklarına tutku düzeyinde bağlanmaktadırlar. Özellikle sigara ve alkol bağımlılığı boşlukta olan sevgiyi ve aşkı bulamamış zavallı insanlarda oluşmaktadır. Zaten sevgi açlığında olan insan ne istediğinin farkına varmaz. Çünkü genelde insanların sevgisi egoizmi beraberinde getirmektedir. Yani seven verici olur. Egoist olan ise alıcı olmaktadır. Burada yüzde yüz oranlar yoktur. %30-70 veya %40-60 gibi durumlar söz konusudur. Sevgi ve aşk konusunda gerçek hakiki sevgide şüphe veya kuşku olamaz. Sevgi ve aşk gerçek kalbin ihtiyacı ve besini iken alışkanlıklar destek hücreler veya sonradan doldurulmuş piyonlar gibidir. Birisi asıl olması gerekli eşyalar, diğeri ise kamuflaj için göstermelik ürünlerdir. Tatmin olunmuş veya tatmin olunmamış her hareket mutlaka bir elektromanyetik güç gerektirir. Bu elektromanyetik güç, o olaya karşı çekim gücüdür. Çekim kurallarına göre çalışmakta olan istekler, belli dönem sonra alışkanlıklar haline geçmeye başlayacaktır. Bedenin bazı hareketlerde otomatikleşme sağlamasının sebebi de budur. Başlangıçta tek tük hareketler halinde başlayan ritüeller daha sonradan alışkanlık ve otomatikleşme haline geçer. Bir takım tik ve istenmeyen hareketlerin oluş şekli böyle olur. Otomatik hareket haline geçen alışkanlıklar, artık haz vermemeye başlar. Haz alabilmek için mutlaka ciddi enerji farklılığı oluşmak gerekir. Devamlı aynı işi yapanların olayı sıradanlaştırması bu sebeple olmaktadır. İnsan artık yaptığı işlerden, haz alamaz. Yaşlılarda belli şeyleri tatmışlarda; hayatın sıradan gelmesi hep bu sebepledir. Özellikle orta yaş ve ileri yaşlarda görülen depresyonların sebebi budur. Hatta ileri yaşlarda insanların hayata küsmesi neticesi demans veya Alzheimer tablosu dediğimiz sendromun gelişmesi, artık yaşam isteğinin olmamasındandır. Genç yaşlarda özellikle çocukluğu çok şaşalı ve zenginlik içinde geçenlerin, hayata bağlılıkları erken dönemlerde biter. İnsanın hırslı ve gayretli olabilmesi için mutlaka biraz ezilmesi ve sıkıntı çekmesi gerekmektedir. Çocukluğunda ve hayatının belli dönemlerinde sıkıntı ve problem yaşayan insanlar ezilmişliğin verdiği gayret ile çok hırslı ve başarılı olmaktadır. Lider vasfı taşıyanların çocukluğunda sıkıntı ve eziyet çekmesi onların şerlerine görünürken, aslında hayırlarına olmaktadır. İnsan yaşadığı çevre açısından devamlı olumsuzu görmekte, sıkıntılı insanlar arasında iken rahat ve ferah olması diğerlerini öfkelendirir. Bu öfke genel anlamda kıskançlık ve çekememezlik duygusundan kaynaklanmaktadır. İnsanlar arasında sevgiyi ve muhabbetti kaldırırsanız, kıskançlık ve gayreti yok edersiniz. Bazı hayvanlar kendi cinslerine ait her şeyi yeme özelliklerine sahiptirler. Yamyamlık ve kendi cinsine sahip çıkmama insanda olursa, hayatın devamı mümkün olmaz. O nedenle sevginin olmadığı yerde yaşam olmaz. İnsan iç görüsü ile yanındakileri ve kendini kıyaslama özelliğine sahiptir. Sevgi ve çekim gücü arasındaki farklılık kıyaslamayı ve alışkanlıkları doğuran sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Âdem Aleyhi selamın çocukları Habil ve Kabilin kıskançlıkları aralarında ve babalarının onlara olan sevgisinden kaynaklanıyordu. İnsana değer vermeyen batılı toplumlarda ve komünizm gibi sistemlerde sözde devletler ve sistem güçlü olması istenirken, sevgi unsuru ve insanlık geleceği kesinlikle işlenmemiştir. İnsana dayanmayan hiçbir sistem başarılı olamaz. Yaşayan insandır. Kurallar onlara göredir. Ucunda insan olmayan sistemin başarıyı yakalaması mümkün olmaz. Alışkanlıkları değiştirebilmek için belli kurallar vardır. Bu kurallar her şeyden önce alışkanlığın farkındalığıdır. Farkına varılıp idrak edilen alışkanlıktan vaz geçilebilir. Veya yeni düzgün alışkanlıklar yerine ikame edilebilir. Alışkanlıkları değiştirebilmenin ikinci kuralı alışkanlık hakkında yargılama veya muhakeme yapmaktır. İyi kötü kararından sonra değiştirme seçeneği tercih edilmelidir. Bu değişimde ya çevre veya içsel tercihler yol gösterici olur. İnsanların birbirlerine karışmadığı ve özgür yaşamın savunulduğu sistemlerde, kendi davranışımızı değiştirmek için çaba sarf edilmesi mümkün değildir. Elbette alışkanlıkları değişime uğratabilmek için bedene ait bağımlılık kriterlerinin olmaması gerekmektedir. Şeker hastalarında yemek çalma davranışı bazı hastalarda alışkanlık ve otomatikleşme oluşturabilir. Bunlar kendilerini devamlı aç hissettiklerinden böyle davranış yapısına girerler. Alkol uyuşturucu ve diğer fiziksel bağımlılık yapan maddelerinde alışkanlıkları hep bu şekildedir. Fiziksel bağımlılık devam ederken bir taraftan sosyal çevre ve beraber olduğu insanlar olayı olumsuz etkilemektedir. Alkol ve uyuşturucu maddelere olan alışkanlıklar insanın tutarlı davranmasını engellerler. Alışkanlıkların yok edilmesinde tutarlı istikrarlı davranış gösterilmesi mutlak gereklidir. Bu durum kendini bir yere yaslamayan insanın yapabileceği nitelikli alışkanlıkların olmayacağının da göstergesidir. O nedenle batılı toplumlarda sevgi ve duyguya ait unsurlar olmadığından insanın dayanağı olmaz. Çevrenin ve kendisinin ezilmesini hiç hissetmeyen ve devamlı uyuşmuş bir şekilde yaşayan birisinin, nereden dayanak alıp ayağa kalkacağı sorulmalıdır. Bu insan gitti gider. Alkol ve uyuşturucu batağındaki insanın artık topluma ve kendisine sağlayabileceği pozitif somut fayda olmayacaktır. Zaten alkoliklik veya bağımlılık tanımı; kişinin içmesi işine mani olduğunu düşünüyorsa bağımlıdır şeklinde ifade etmektedir. İnsanlara sen alkol veya uyuşturucu alma diyerek tedavi yapabileceğini söyleyen batıcı doktorlar, burada da bir arpa boyu mesafe kat edememişlerdir. Çünkü onlar, insanı değerlendirme ve anlama kapasitesine sahip değildirler. İşte inanç ve dinin önemi burada belirmektedir. İçki meclislerinde insanların ancak beyinleri uyuşturulup istenildiği gibi yönlendirilir. Yönlendirenler ise bellidir. Gereksiz ve faydasız alışkanlıklardan vaz geçebilmemiz ve sağlıklı günlerde yaşamamız dileğiyle. Dr. F. Efser Gökçen MANYETİK DUNYAMIZ www.manyetikdunyamiz.com Y A S A L U Y A R I "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. |
| | |
![]() |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Temel kavramlar | tugba | Matematik Ders Notları | 1 | 12-01-11 21:11 |
| Mol kavramı ve temel yasalar | veleno | Kimya Ders Notları | 1 | 22-09-10 01:15 |
| Temel Haklar ve Özgürlükler | tugba | Sosyal Bilgiler Ders Notları | 2 | 07-10-09 23:44 |
| Temel Motor Hareketler | YitiK | Motor-Özbakım Öğretimi | 6 | 21-08-08 20:23 |
| 100 Temel Eser | YitiK | E-Kitaplar | 1 | 01-02-08 13:45 |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| temel aliskanliklar |
| Seçenekler | |
| |