2011-2012 Yıllık Planlar | 2011-2012 Günlük Planlar | Plan | Günlük Plan | Yıllık Plan | Öğretmen | Eğitim
Özel Arama



Geri git   2011-2012 Yıllık Planlar | 2011-2012 Günlük Planlar | Plan | Günlük Plan | Yıllık Plan | Öğretmen | Eğitim > Branşlar > Tarih Öğretmenleri > Tarih Ders Notları

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et
Alt 24-10-07, 16:22   #1 (permalink)
Profil
Kullanıcı Grubu
Üye
Kullanıcı Bilgileri
 
tugba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007

Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 28
Mesajlar: 1,896
Rep Derecesi
Tecrübe Puanı: 6 tugba is on a distinguished road
Rep Puanı : 41
Rep Derecesi : tugba is on a distinguished road
Sponsor
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
İletişim
Standart Emevİler

EMEVİLER

Dört Halife devrinden sonra İslâm devletinin başına geçen hanedan (661-750)

Ebu Süfyan'ın oğlu Muaviye bu hanedanın kurucusudur. Muaviye, Hz. Osman zamanında Suriye valiliğine atanmıştı. Çalışkan, zeki ve kurnaz bir devlet adamıydı. Hz. Ali'nin halifeliğine karşı çıktı. Onun, Hz.Osman'ın öldürülmesinden sorumlu olduğunu ileri sürdü.

Sıffin Savaşı'ndan sonra Şam'da halifelik yapmaya başladı. Hz. Ali de Kufe'de halifeliğini sürdürüyordu. Hz. Ali'nin şehit edilmesinden sonra ona bağlı olanlar oğlu Hz. Hasan'ı halife seçtiler. Fakat Hz. Hasan, Muaviye' nin kurnazlıklarıyla başa çıkamayacağını anlayınca halifeliği bazı koşullarla ona bıraktı. Böylece, Muaviye bütün Müslümanların halifesi oldu. Onunla birlikte Emeviler de halifeliği ele geçirdiler.

Muaviye, iç karışıklıklar yüzünden durmuş olan fetihlere yeniden başladı. Kıbrıs ve Rodos'u ele geçirdi. İstanbul üzerine oğlu Yezidin komutasında bir ordu gönderdi. İstanbul Araplar tarafından ilk kez karadan ve denizden kuşatıldı. Fakat başarı sağlanamadı. Doğu Romalılar, Rum ateşi (grejuva) ile Arap gemilerini yaktılar. Bu savaş sırasında Hz. Muhammed'in bayraktarı Eyyub El-Ensari hastalanarak öldü. Muaviye, her yıl Anadolu'ya akınlar yaptırdı. İç karışıklıklara meydan vermemek için çok dikkatli davrandı. Muaviye, ölmeden önce, kendi yerine oğlu Yezid'i halife seçtirdi. Böylece, Emevilerle babadan oğula ve kardeşe geçen bir saltanat yöntemi kurulmuş oldu.

Yezid, babası gibi değerli bir devlet adamı değildi. Ali'nin küçük oğlu Hüseyin, Yezid'in halifeliğini tanımadı. Kendisini halifeliğe getirmek isteyen Kûfelilerin çağrısını kabul ederek az bir kuvvetle yola çıktı. Hüseyin'in Irak'a gitmekte olduğunu öğrenen Yezit, en güvenliği komutanlardan Ubeydullah'ı Küfe valiliğine atadı. Ubeydullah'ın kuvvetleri, Hüseyin'i Fırat ırmağı kenarında Kerbela denilen yerde şehit ettiler (680). Bugün (Hicri 10 Muharrem 61), Ali'ye bağlı olanlar (Şiiler) için bir yas günü sayıldı.

Peygamberin torununun öldürülmesi, Emevilere karşı olan düşmanlığı daha çok artırdı. Bu durumdan yararlanan Abdullah bin Zübeyr, Hicaz'da halifeliğini ilân etti. Yezit, Abdullah bin Zübeyr üzerine kuvvet gönderdiği sırada öldü.

Oğlu 2. Muaviye halifelikten vazgeçti (683).

Suriye'de Emevi ailesinin öteki kolundan Mervan halife oldu. Hicaz, Yemen ve Irak, Abdullah bin Zübeyr'i halife tanıdı. Mervan çok geçmeden öldü. Yerine oğlu Abdülmelik geçti.

Abdülmelik, Emevi soyunun en başarılı halifelerinden biridir. İlk zamanları karışıklık içinde geçti. Hüseyin'in öcünü almak için, ortaya atılan Muhtar, Irak'ı eline geçirdi. Muhtar, Abdullah bin Zübeyr'in üzerine gönderdiği orduya yenildi ve öldürüldü. Abdülmelik, böylece bir düşmanından kurtulmuş oldu. Haccac komutasında bir orduyu, Hicaz'da bulunan Abdullah bin Zübeyr'e karşı gönderdi. Haccac, Mekke'yi kuşattı; şehre girdi, Abdullah bin Zübeyr'i öldürdü. Bundan sonra Irak valiliğine atanan Haccac, burasını Haricilerden ve Şiilerden temizledi. Abdülmelik bütün İslâm imparatorluğunu yönetimi altında toplamış oldu. Bundan sonra, Anadolu, Kuzey Afrika ve Horasan'a büyük kuvvetler gönderildi.
Abdülmelik, ilk Arap parasını bastırdı. Daha önce yabancı devletlerin paraları kullanılıyordu. Arapçayı resmi dil olarak kabul etti. Devlet örgütünü esaslı bir şekilde düzenledi. 705'te öldü.

Abdülmelik'ten sonra, Emevilerin yıkılışına kadar geçen kırk beş yılda dokuz halife iş başına geldi. Bunların başlıcaları I. Velit, Süleyman, Ömer ve Hişam'dır.

Doğu Romalılarla Savaş:

Abdülmelik zamanında Anadolu'ya akınlar yapıldı. Halife Süleyman zamanında İstanbul karadan ve denizden kuşatıldı. Fakat, bu kez de başarı sağlanamadı. İsavriya sülâlesinin kurucusu III. Leon, İstanbul'u şiddetle savundu. Araplar İstanbul'u alamadılar. Anadolu'da da fazla bir yer ele geçiremediler.

Kuzey Afrika'nın Fethi:

Halife Yezit zamanında, Ukbe bin Nafi komutasmda bir Arap ordusu, Kuzey Afrika'yı baştan başa geçerek Atlas Okyanusu kıyısına kadar ilerledi. Fakat, bu başarı geçici oldu. Bu ülkede yaşayan Berberiler, savaşçı insanlardı; ayaklanarak Arabları yenilgiye uğrattılar. Halife Abdülmelik zamanında Kuzey Afrika valiliğine Musa bin Nusayr atandı. Musa, değerli bir komutandı. Başarılı olabilmek için, önce Berberilere Müslümanlığı kabul ettirdi; onlardan bir ordu kurdu. Bundan sonra bütün Kuzey Afrika'yı ele geçirebildi.

İspanya'nın Fethi:

Bu sırada İspanya'da Vizigot krallığı bulunuyordu. Vizigotlar, iç karışıklıklar yüzünden güçsüz düşmüşlerdi. Kral Rodrik, halk tarafından sevilmiyordu. Septe boğazı komutanı Kont Julianus ile arası açıktı. Kont Julianus, Musa bin Nusayr'e haber göndererek onu İspanya'yı fethetmek için kışkırttı.
Musa bin Nuseyr, halife I. Velid'ten izin aldıktan sonra, güçlü bir öncü kuvvetini, Berberilerden Tarık bin Ziyad komutasında İspanya'ya gönderdi. Tarık, bugün kendi adıyla söylenen Cebelitarık boğazından (Septe boğazı) geçerek İspanya'ya çıktı (711). Askerlerine, güç durumda kaldıklarında geri dönme umudunu bırakmamak için bütün gemileri yaktırdı. Vizigot kralı Rodrik'in ordusunu bozguna uğrattı. Kralı, kendi eliyle öldürdü. Tarık, Musa bin Nusayr'in daha ileri gitmemesi ve kendisini beklemesi buyruğunu dinlemedi. Dağılan düşmanın toplanmasına zaman bırakmamak için bu ülkenin fethini sürdürdü. Vizigotların başkenti olan Toledo'yu (Tuleytule) aldı. Bu sırada Musa da İspanya'ya çıkıp Portekiz'e doğru ilerlemeye başladı. Musa, buyruğunu dinlemediği için Tarık'ı hapsetti. Fakat halifeden gelen bir buyruk üzerine, hapisten çıkartıp onu eski görevine gönderdi. Tarık, Musa ve Musa'nın oğlu Abdülaziz, üç koldan hareket ederek İspanya'yı ele geçirdiler. İspanya, Emevilerin bir ili haline gedi. Bu ülkedeki Hıristiyanların bir bölümü, kuzeye doğru çekilerek dağlık bölgeye yerleşti. Araplar, burasını ele geçirmeden Fransa üzerine yürümeyi daha uygun buldular. Bu bölgede kalan Hıristiyanlar, ileride Müslümanlar için tehlikeli bir düşman olacaklardır.

Puvatya Savaşı:

İspanya'ya vali olarak atanan komutanlar, Pirene dağlarını aşarak Fransa'yı istilâ etmeye başladılar. Bunlardan Abdürrahman-ül Gafiki Bordo (Bordeaux) şehrini aldı. Akitanya ordusu yenilgiye uğratıldı. O sırada Fransa'da Frank krallığı vardı. Bu devletin saray bakanı Şarl Martel (Charles Martel), kuvvetlerini toplayıp Araplar üzerine yürüdü. İki ordu Puvatya'da (Poitiers) karşılaştı. Çok şiddetli ve kanlı bir savaş oldu (732). Abdürrahman-ül Gafiki, savaş meydanında şehit düştü. Arap ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Franklar da Müslümanları izleyemediler. Bu yenilgi, Arapların ileri yürüyüşünü durdurdu. Müslümanlar uzun süre Narbon (Narbonne) şehrini ellerinde tuttular. Puvatya savaşı, İslâm ve Avrupa tarihinde çok önemli bir dönüm noktasıdır. Araplar bu savaşı kazanabilselerdi, daha başka gelişmeler görülebilir, İslâm dini Avrupa'da yayılabilirdi.

Türk-Arap Savaşı:

Araplar Ömer'in halifeliği zamanında İran'ı alarak Türk ülkelerine kadar ilerlemişlerdi. Bu sırada Batı Göktürk devleti karışıklık içindeydi. Bu yüzden Türk hükümdarı Tulu Han, Sasanilere yardım edememişti. Halife Osman'dan sonra Araplar arasında çıkan iç karışıklıklardan yararlanan Toharistan Türkleri, Horasan'ı ele geçirdiler Muaviye, Horasan'ı yeniden aldı. Basra ve Kûfe'den 50 bin Arap göçmen Merv şehrine yerleştirildi. Araplar, burasını Türklere karşı bir üs haline getirdiler. Fakat, Abdülmelik'in halife olmasına kadar önemli bir davranışta bulunamadılar. Öte yandan Horasan'a yerleşen Araplar da birbirleriyle geçinemiyorlardı. I. Velit, Horasan valiliğine Kuteybe'yi atadı (705). Kuteybe, Araplar arasındaki anlaşmazlığa son verdi. Bundan sonra Türklere karşı şiddetli bir savaş açtı. Ceyhun ırmağını aşarak Maveraünnehir'e girdi. Uzun süren bir kuşatmadan sonra, bu bölgenin önemli bir ticaret merkezi olan Baykent şehrini aldı. Araplar, burada çok kötülük yaptılar. Eli silah tutanları öldürdüler; şehri neft ateşiyle yaktılar. Kuteybe, Buhara ve Semerkant şehirlerini de aldı. Bundan sonra Seyhun ırmağı vadisine ve Fergane'ye kadar ileri hareketlerde bulundu. Kuteybe, Türklere zorla Müslümanlığı kabul ettirerek onlardan bir ordu kurdu. Araplar, ancak bu Müslüman Türk ordusuyla Maveraünnehir'de tutunabildiler. Kuteybe, iyi bir devlet adamı değidi. Ele geçirdiği ülelerin Türk halkına karşı insanca davransaydı, Müslümanlık çok daha önce Türkler arasında yayılabilirdi. Kuteybe, I. Velit'ten sonra halife olan Süleyman'a karşı ayaklandığı için, ordusu tarafından öldürüldü.

Halife Ömer, Türklere karşı iyi davrandı. Savaştan ve yağmadan vazgeçi. Artık Müslüman olanlardan haraç ve cizye vergisi alınmayacaktı. Adalete aykırı davranışlarda bulunulmayacaktı. Ömer'in çok kısa süren halifeliğinden sonra, Araplar yeniden Türkler üzerine saldırmaya başladılar. Bunun üzerine Maveraünnehir Türkleri, Seyhun ırmağı boylarında bir devlet kurmuş olan Türgişlerin hükümdarı Sulu Handan yardım istediler. Sulu Han, birkaç kez Maveraünnehir'e gelerek Arapları ağır yenilgilere uğrattı. Araplar, Maveraünnehir ve Toharistan'dan çıkarıldılar. Yalnız ellerinde Buhara ve Keş gibi birkaç şehir kaldı.

Emevi valilerinden Nasr bin Seyyar, Türklere iyi davrandı. Onların onurlu olduğunu, Araplardan aşağı görülmeye katlanamayacaklarını anlamıştı, Maveraünnehir'i İslâm devletinin yönetimi altına almakta güçlük çekmedi. Bu ülkenin ekonomik yönden kalkınmasına çalıştı. Bu sırada Çinliler, Doğu Göktürk devletini yıkmışlar, Çu ırmağına kadar olan yerleri egemenlikleri altına almışlardı. Türkler, bu durumda Çinlilerle Araplar arasında kalmışlardı. Hangi tarafa geçerlerse, önemli bir gelişmeye neden olabilirlerdi. Türkler, İslâm dinini benimseyerek Batıya yönelmeyi uygun görmüşlerdir.

Emevilerin Yıkılışı:

Emeviler zamanında, İslâm imparatorluğunun sınırları batıda Fransa'dan doğuda İndus ırmağına ve Batı Türkeli'ne kadar genişledi. Emeviler, daha ileri gidemediler. Zamanla fetihler durdu. Eskisi gibi ganimet sağlanamaz oldu. Ekonomik sıkıntı başladı. Emevilere karşı olan hoşnutsuzluk yaygınlaştı. Araplar arasında, önemli anlaşmazlıklar ve ayrılıklar vardı. Şiiler, fırsat buldukça Ali'nin torunlarından birini ileri sürerek ayaklanıyorlardı. Peygamberin amcası Abbas'ın soyundan gelenler de gizli bir örgüt kurmuşlardı. Haricilerin ayaklanmaları ise çok tehlikeli oluyordu. Araplar arasındaki bu çatışmalar İslâm devletini güçsüz düşürüyordu. Emeviler, Arapları, öteki Müslüman milletlerden üstün tutuyorlar, devlet işlerinde önemli yerlere onları getiriyorlardı. Tam bir Arapçılık politikası izliyorlardı. Türkler ve İranlılar gibi, Arap olmayan, fakat İslâm dinini benimseyen halka mevali diyorlar, onlara değer vermiyorlardı. Oysa, İslâm dinine göre, bütün Müslümanların birbirine eşit olması gerekiyordu. Onun için Türkler ve İranlılar, Emevilerin, devetin başında olmasını istemiyorlardı. İranlılar, Şii olduklarından, Ali'nin soyundan birini halife yapmaya çalışıyorlardı. Türkler ise Abbasileri tutuyorlar, onların kurdukları gizli örgüte giriyorlardı. Son zamanlarda, Emevi ailesi arasında geçimsizlik çıkmıştı. Halife olmak için birbirleriyle çatışmaya başlamışlardı. Emevilerin yıkılma nedenlerinin başlıcaları bunlardır.

Abbasilerin imamı İbrahim, on dokuz yaşlarında ateşli bir ihtilâlci olan Ebu Müslim'le görüştü. Onu çok beğendi. Horasan'da çıkarılması planlanan ayaklanmayı yönetmekle görevlendirildi. O zaman Horasan halkı, Emevilere karşı ayaklanmak için hazır bir durumda idi. İmparatorluğun başka yerlerinde de ayaklanmalar çıkmıştı. Ebu Müslim, Merv yakınlarında çevresinde topladığı kuvvetlerle ayaklandı (748). Merv şehrini aldı. Emevi ordusunu bozguna uğrattı. Nişabur'a girdi. Kısa sürede çok önemli başarılar kazandı. Emevilerin gönderdikleri ordular, Abbasilere bağlı kuvvetler tarafından yenilgiye uğratıldı. Küfe şehri ele geçirldi. Abbasilerden Ebül abbas Abdullah halife ilân edildi (749).

Son Emevi halifesi II. Mervan, büyük bir ordu ile Büyük Zap ırmağı kıyılarına gelmişti. Burada yapılan meydan savaşını Abbasiler kazandı. II. Mervan Mısır'a kaçtı. Orada saklandığı bir kilisede yakalanarak öldürüldü (750). Böylece Emevi hanedanı halifelikten uzaklaştırıldı. Ebül Abbas Abdullah,Emevi soyundan olanların hepsini öldürttü. Yalnız bunlardan Abdurrahman adında bir genç, Kuzey Afrika'ya kaçarak kurtuldu.
__________________
SEVMEK,CENNETTEN BİR NEFES ALMAKMIŞ...

tugba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Alt 24-10-07, 16:23   #2 (permalink)
Profil
Kullanıcı Grubu
Üye
Kullanıcı Bilgileri
 
tugba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007

Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 28
Mesajlar: 1,896
Rep Derecesi
Tecrübe Puanı: 6 tugba is on a distinguished road
Rep Puanı : 41
Rep Derecesi : tugba is on a distinguished road
Sponsor
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
İletişim
Standart EndÜlÜs Emevİlerİ

ENDÜLÜS EMEVİLERİ


İber yarımadasında Emevi soyundan olanların kurmuş oldukları İslâm devletini yöneten hanedandır (756-1031).

I. Abdurrahman, Endülüs Emevilerinin kurucusudur. (756-788). Abbasilerin elinden kurtulan Abdurrahman, bir süre Kuzey Afrika'da Berberiler arasında kaldıktan sonra İspanya'ya geçti. Uzun süren uğraşmalardan sonra başkenti Kurtuba (Cordoba) olan Endülüs Emevi devletini kurdu.

Abbasilerin, üzerine gönderdiği Kuzey Afrika kuvvetlerini yendi, içteki anlaşmazlıkları gidermeye çalıştı. Ordusuyla İspanya'ya giren Frank kralı Şarlman'ı (Charlemagne) başarısızlığa uğrattı. Ülkenin kalkınmasına çalıştı. İçte ve dışta sağladığı başarılardan sonra adına hutbe okuttu ve para bastırdı. Bu durum bağımsızlığını ilân etmesi demekti. Fakat halife unvanını almadı. I. Abdurrahman'dan sonra yerine I. Hişam, ondan sonra da I. Hakem geçti.

II. Abdurrahman, Doğu Roma imparatorluğu ile dostluk kurdu. İçteki ayaklanmaları bastırdı. İspanya'daki Hıristiyanlara ve Normanlara karşı başarılı savaşlar yaptı. Uygarlığın ilerlemesine önem verdi. Ölümünden sonra, Endülüs Emevi devleti, büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldı. Kuzeyde kurulan Leon krallığı, İslâmlar üzerine saldırıya hazırlanıyordu. İç ayaklanmalar ve Normanların saldırıları, devleti çok zor duruma soktu.

III. Abdurrahman, Endülüs Emevi devletinin en güçlü hükümdarıdır (912-961). İç ayaklanmaları bastırdıktan sonra, Leon krallığının saldırısını durdurdu. Kuzey Afrika'da Fatımilerin saldırısına uğrayan Idrisilere yardım etti. ülkenin imarına çalıştı. Kurtuba'ya yakın bir yerde Medinet-üz Zehra adıyla yeni bir şehir kurdu. Burada bahçeler,evler, çok büyük saraylar yapıldı. Eğitime önem verdi. Tarımı geliştirdi,kanallar açtırdı. III. Abdurrahman 929'de halife unvanını aldı. Zamanı, Endülüs Müslümanları için parlak bir uygarlık dönemi oldu. Yerine oğlu II. Hakem geçti.

II. Hakem, değerli bir hükümdardır (961-976). Daha babasının sağlığında iken kendisini halka sevdirmişti. Uygarlığın ilerlemesine, bilimin gelişmesine önem verdi. Zamanında medreseler, ünlü bilginler yetiştirecek duruma geldi. Avrupa ülkelerinden gelen birçok genç bu medreselerde okudu. II. Hakem, İspanya'daki Hıristiyan krallıklarını, kendisi ile anlaşmak zorunda bıraktı. Fas ve Cezayir'e kuvvet göndererek bu ülkeleri yönetimi altına aldı. Tarım ve ticareti geliştirdi. İhtiyaçtan çok olan ürünler, çeşitli pazarlara gönderildi. İstanbul'da bile Endülüs ürünleri bol bol satılıyordu.

Endülüs Emevilerinin Yıkılması: II Hakem'den sonra iç karışıklıklar yeniden başladı. Müslümanlar arasındaki çatışmalar, Hıristiyan krallıklarına fırsat veriyordu. Bu zamanda Leon ve Navar krallıklarından başka Kastilya krallığı da kuruldu. Bu Hıristiyan krallıklar, Müslümanları İspanya'dan çıkarmaya veya yok etmeye çalışıyorlardı. Mansur adında bir vezir, bir süre hıristiyanlara karşı başarılı savaşlar yaptı. Fakat ölümünden sonra, ülke yeniden karışıklık içinde kaldı. Emevi ailesi arasında da hükümdarlık kavgası oluyordu. Bu anlaşmazlıa Hıristiyanları da karıştırıyorlar, onlardan yardım istemekten çekinmiyorlardı. Ülke bakımsız kalıyor, medreseler yıkılıyor, kütüphaneler yakılıyordu. Bir süre sonra Endüüs Emevi devleti parçalandı. Valiler artık halifeyi dinlemiyorlar, kendi başlarına hareket ediyorlardı. Bu duruma üzülen III. Hişam, halifelikten ayrıldı. Böylece, Endülüs Emevi Devleti sona erdi (1031).

Endülüs'te Beylikler: Emevilerden sonra, Endülüs'te beylikler dönemi başlar (1031-1492). Dört yüz yıldan çok süren beylikler zamanında, bir yandan Hıristiyanlarla sürekli savaşlar yapılırken, bir yandan da uygarlığın gelişmesine çalışıldı. Beyliklerin en güçlüsü başkenti İşbiliye (Sevilla) şehri olan Beni Abbad devleti idi. Bu devlet, öteki İslâm beyliklerini yönetimi altına alarak Hıristiyanlala savaştı. Fakat, Hıristiyanların güneye doğru ilerlemeleri önlenemedi. İspanya Müslümanları, Fas ve Cezayir'de bir devlet kurmuş olan Murabıtlardan yardım istediler. Bu devletin hükümdarı Yusuf bin Tafşin, güçlü bir ordu ile Endülüs'e geçti. Hıristiyanları Zallaka meydan savaşında ağır bir yenilgiye uğrattı (1068). Müslümanlar, bu başarıdan gereği kadar yararlanamadılar. Hıristiyanlar yeniden saldırıya geçtiler. Bunun üzerine Yusuf bin Tafşin, Endülüs'e gelerek beyliklerin çoğunu kaldırdı. Bu ülkeyi kendi devletine bağladı. Daha sonra Murabıtlar devleti yerinde kurulan Muvahhidler devleti, Endülüs Hıristiyanları ile şiddetli bir savaşa girişti. Faat istenilen sonuç sağlanamadı. Müslümanlar arasındaki anlaşmazlık, Hıristiyanların işlerini kolaylaştırıyordu. Muvahhidler, 1212'de Las Navas'ta Hıristiyanlarla yaptıkları savaşta yenilgiye uğrayınca, İspanya'dan çekilmek zorunda kaldılar. Bundan sonra, beylikler yine ortaya çıktı. Bunların en önemlisi, başkenti Gırnata (Granada) şehri olan Beni Ahmer devleti idi. Bu devlet zamanında Müslümanlar parlak bir uygarlık yarattılar. Sonunda Hıristiyanlar, Gırnata şehrini de ele geçirerek (1492) Beni Ahmer devletini de yıktılar. İspanya'daki bütün Müslümanları kılıçtan geçirdiler; camileri yıktılar, kütüphaneleri yaktılar. Sekiz yüz yıllık İslâm uygarlığını bu ülkeden silmek istediler. Fakat, İslâm kültürünün izlerine, bugün de İspanya'da rastlanmaktadır.

Endülüs'te İslâm Uygarlığı: Müslümanlar, Endülüs'te parlak bir uygarlık yarattılar. Halifeler ve devlet adamları, bilimin ilerlemesine ve yayılmasına önem verdiler. Büyük şehirlerde medreseler ve kütüphaneler açıldı. İslâm ülkelerinde yazılan değerli kitaplar, kütüphaneler için satın alındı. Medreselerde ünlü bilginler yetişti. Bunlar arasında bulunan Ibni Rüşd dünyaca tanınmış bir bilim adamı ve filozoftur. Endülüs kadınları da bilim çalışmalanna katılmıştır. Edebiyat, dil ve matematikte ün yapan kadınlar vardır. Ayrıca, küçük çocuklar için de okullar açılmıştır. Endülüs medreselerinde, fen ve felsefe öğrenimi yapmak için Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen Hıristiyan gençler de okuyorlardı. İslâm bilginleri, eski Yunan ve Hint eserlerini Arapçaya çevirmişlerdi. Bunlardan yararlanıyorlar ve yeni eserler meydana getiriyorlardı. Avrupalılar, Eflâtun (Platon) ve Aristo (Aristoteles) gibi eski Yunan bilgin ve filozoflarının eserlerini bu medreselerde tanıdılar; sonra asıllarından incelemeye başladılar. İslâm uygarlığından yararlanan Avrupalılar, edebiyat, felsefe ve bilimde ileri gittiler. Endülüs Emevi devletinin yükselme döneminde tarım ve ticarette büyük gelişme görüldü; ülke zenginleşti. Güzel sanatlarda da önemli bir ilerleme oldu. Saraylar, camiler, medreseler, köprüler, kaleler yapıldı. Özellikle süsleme sanatında başarı sağlandı. Bu eserlerin çoğunu, Hıristiyanlar yok etmiştir. Bir bölümü de başka ekle sokulmuştur. Kalanlar, İslâm sanatının ne kadar ilerlemiş olduğunu gösterir. Kurtuba'daki Büyük cami, Sevilla'daki Alkazar sarayı, Gırnata'daki El-hamra sarayı, Endülüs Müslümanlarından günümüze kadar kalan eserlerin önemlileridir.
__________________
SEVMEK,CENNETTEN BİR NEFES ALMAKMIŞ...

tugba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
emeviler

Seçenekler



Fiyat Karşılaştırma
toki
toki evleri


WEZ Format +3. Şuan Saat: 08:13.


Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright ©2007 - 2012, Gunlukplan.ORG
Her Hakkı Günlükplan.org'a Aittir!!!


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211